AKDENiZ PAZARI

iletisim@akdenizpazari.com

 

Ana Sayfa

 

Tüm Firmalar

 

İletişim

 

Üyelik Formu

Hakkımızda
 

 

 

KARI &KOCA

Bir çift hiç konuşmadan arabayla yolda gitmekteydi.
 Daha önceki bir tartışma münakaşaya dönüştü ve hiçbiri teslim olmak istemiyordu. Keçi, katır ve domuzlarla dolu bir çiftliğin yanından geçerken
koca, alaycı bir biçimde sorar: 'Akrabaların mı?'
Karısı 'Evet' diye cevap verir ve ekler, 'Senin taraftan akrabalarım'

 

DiŞ DOKTORU

Diş hekiminin odasına giren genç ve

güzel kadın:

-Ah doktorcuğum, bu dişi çektirmektense

-çocuk doğurmayı tercih ederim.

Doktor gayet sakin bir ifadeyle:

- Kararınızı çabuk verin koltuğun  ayarını ona göre yapacağım.

 

Bir gün bi uçakta

 fransiz,ingiliz,alman,rus,iranli,hollandali ve türk laylaylom gidiyolarmis. Neyse uçak rotasini takip ederek giderken ingilterenin üstünden geçiyo.Ingiliz söyle bi asagilari süzüyo ve lafa giriyor : - Arkadaslar,burasi benim memleketim ingiltere.Bizim diyo biramiz acaip meshurdur sahane biralar üretiriz içmelere doyamazsiniz.. Neyse ingiltere bitiyor fransa nin üstünden geçiyo ve fransiz daliyo: - Burasi da fransa bizim kizlarimiz meshurdur öpmelere kiyamazsin. Derken almanya ya geliyo uçak alman bi iç çekiyo .. - Hey gidi memleket diyo biz diyo bi arabalar üretiriz binmelere kiyamazsiniz.. Sonra efenim geliyo hollanda ya hollandali bakiyro sööyle bi asagiya: - Burasi da hollanda diyo ah o güzel evler diyo bizim evlerimiz meshurdur... Uçak geçiyor rusyaya sonra (nasil bi rotaysa artik): - Rus bakiyo assaa bizim diyo kgb miz meshurdur dünya da sinek havalansa haberdardir... Sonra irana dönüyo uçak iranli bakiyo söyle bi göz süzerek: - Abiler diyo burasi da iran bizim de halimiz meshurdur diyo yumusaciktir.. geldik türkiye ye.. - Türk bakiyo abi assa düsün düsün nerden baslasamki (o kadar çok meshur seyimiz var ki en orjinalini söölemeliyim diye) hah buldum diye düsünüyo ve basliyor anlatmaya... - Arkadaslar diyo burasi türkiye.Bizim diyo delikanlimiz çok meshurdur.Oyleki alir fransizin kizini, içer ingilizin birasini ,atar almanin arabasina ,götürür hollandalinin evine ,yatirir iranlinin halisina , çatir çatir s.ker , kgb nin de bi s.kimden haberi olmaz.....:-))

ÖĞRETMENİ SEÇTİM

 

Temel'in 3 tane sevgilisi vardır.

Biri öğretmen, biri doktor, biri de santralcidir.

Temel  öğretmenle evlenmeye karar verir.

Bunu bilen arkadaşı sorar;

   - "Niye öğretmen de diğerleri değil?" diye...

Temel de ona döner:

   - "Ula" der, bilmez misin doktorlar "bugün git yarın gel" der,santralci de "Şu an meşgul daha sonra tekrar deneyin" der.  Ama ögretmen ne der?

Hadi bir daha tekrarlayalım.

 

YANLIŞ NUMARA

   "Alo efendim"

"Pardon galiba yanlış numarayı çevirdim"

   "Dikkat etsene geri zekâlı "

   "Geri zekâlı sensin, üstüne birde bit

beyinlisin"

   "Ne sen kiminle konuştuğunu biliyormusun???"

"Hayır“  "Ben İstanbul emniyet müdürüyüm"

 (biraz sessizlikten sonra)

   "Sen kiminle konuştuğunu biliyor musun?"

   "Hayır"

   "Ohhh çok şükür"

 

ÇEKİYORUM GÜLÜMSE,

Savcı, morgdaki üç cesedi incelemek üzere gelmişti.

Birinci ceset sırıtıyordu. Savcı nedenini sordu.

"Milli piyangoda büyük ikramiyeyi kazandı,sevincine dayanamadı, kalp krizi geçirdi ve öldü", dediler.

İkinci ceset de sırıtıyordu. Savcı sordu;

   -Bu neden sırıtıyor?

   "Bunun da oğlu doğmuştu. Sevinçten kalbine yenik düştü" diye açıkladılar.

Üçüncü ceset Temel'in kömür halindeki cesediydi. O da sırıtıyordu.

   "Bu neden oldu?" diye sordu savcı.

   "Efendim, buna yıldırım çarptı" dediler.

   -Peki neden sırıtıyordu?

   -Fotoğrafını çekiyorlar sanmış.

 

MİNİ ETEK,

Temel Dursun'a arabasının öyküsünü anlatıyordu:

- "Bir gün otostop yapıyordum ki önümde, bir arabayla, mini etekli güzel bir bayan durdu ve beni arabasına aldı. Bir süre gittikten sonra kadın arabayı kuytu birköseye

çekti. Mini eteğini iyice yukarı çekip,

 -"Benden ne istersen  alabilirsin' dedi,

   Ben de arabasını aldım.

Dursun :

   - "İyi etmişsin Temel, zaten mini etek sana hiç yakışmazdı."

YÜZÜNÜ KAPAT

Temel bir gün denize girmiş ama çırılçıplak.

Köyün çocukları şaka olsun diye Temel'in bütün

elbiselerini alıp kaçmışlar,zavallı Temel de denizde

öylece kalakalmış. Beklemiş gelen yok giden yok.

Yardım edecek kimse de yok. Hava biraz kararınca ne yapsın bizim Temel çıkmış denizden. Hemen az ilerdeki otların arasından usulca köyüne doğru gitmeye başlamış.

Otlak bitince evine de az kaldığı için ön tarafını

eliyle kapatarak evine doğru koşmaya başlamış.

   O sırada Onu gören babası bağırmış:

 

   - "Ula salak uşak oranı kapayacağına yüzünü kapasana, kim taniycak senin oranı?"

 

 

LEZBİYEN

Temel bara gitmiş.

Yanındaki kadınla sohbet ederken kadın:

   - "Ben lezbiyenim" demiş.

Temel lezbiyenin ne olduğunu sorunca kadın:

   - "Ben yalnızca kadınlarla beraber olurum" demiş.

Temel' in hoşuna gitmiş.

   - "Pen ta sizin cibu lezbiyenum" demiş.

 

 

İB...LİK PARAYLA MI ?

İki adam vapurda tanisirlar.        Muhabbet ne is yaptiklarina gelir. Birisi ben hirsizim der, öbürü bende ibn.yim der.
ibn. olan 'n'oolur bana nasil hirsizlik yaptini gösteer' diye tutturur...
Hirsiz olan 'ama sende bana nasil ibn.lik yaptini gösterecen' der.
ibn. tamam der.
Hirsiz 'beni iyi izle' deyip, kasla göz arasinda, vapurda ayakta duran
heybetli bi agir abinin arka cebindeki cüzdani caktirmadan ceker alir.
Ve 'hadi bakalim sessiz bi yere gidelimde, sende bana ibn.ligi nasil icra
ettini göster' der...
Ibn. ' gerek yok burada da gösterebilirim' diyerek, agir abinin
omuzuna vurur ve 'bu adam senin cüzdanini caldi' der...
                                                    
> >KELİMELER > > > > >
 

Kocası karısına kadınların bir günde kaç kelime kullandığına dair bir makale okuyordu... 'Erkeklerin 15,000 kelimesine karşılık 30,000 kelime'
Karısı yanıtladı: 'Sebebi erkeklere her şeyi tekrar etmek zorunda olmamızdır.'
Kocası karısına döndü ve sordu: 'Efendim?'
 


> >YARADILIŞ > > > > >


 Bir gün bir adam karısına sordu: 'Aynı zamanda nasıl hem bu kadar salak, hem de bu kadar güzel olabildiğini anlamıyorum.'
 Karısı yanıtladı: 'Açıklamama izin ver. Allah beni sen çekici bul diye çok güzel yarattı; Allah beni seni çekici bulayım diye çok salak yarattı!'



> >KONUŞMAMA CEZASI > > > > >


 Bir karı koca evde problemler yaşamaktaydı ve birbirlerine konuşmama cezası uygulamaktaydı.
 Aniden adam ertesi gün karısının kendisini sabah 5:00 da iş için bir uçuşu olduğundan uyandırması gerektiğini hatırladı. Sessizliği ilk bozan ve kaybeden kendisi olmamak için, bir kağıdın üzerine 'Lütfen beni sabah 5:00 da uyandır.' yazdı ve notu karısının bulabileceği bir yere bıraktı.
Ertesi sabah, adam uyandı ancak saatin 9:00 olduğunu ve uçuşu kaçırdığını fark etti. çok kızdı, tam karısının onu neden uyandırmadığını soracakken yatağın yanında bir parça kağıt buldu. Kağıtta 'Saat 5:00 uyan' yazmaktaydı.
 
Erkekler bu tip yarışmalar için yeterli donanıma sahip değiller.
Allah erkeği kadından önce yaratmış olabilir, ancak şaheserden önce her zaman bir kabataslak vardır.

 

SİHİRLİ SANDALET

Bir adamla karısı Mısır'da eski bir çarşıda geziyorlarmış. Ayakkabı satılan bir dükkânın önünden geçerlerken satıcı içerden seslenmiş, buyur etmiş, girmişler.
- Satıcı "çok özel büyülü sandaletlerim var beyefendi, sizi sex te çok vahşi ve kuvvetli yapacak sandaletler..." Adam tabi ki erkekliğe leke sürdürmemek için pek önemsememiş ama eski günleri özleyen karısının ısrarlarına dayanamayıp sandaletleri denemeye karar vermiş. Adam sandaletleri giyer giymez gözleri parlamış, kalbi hızlı hızlı atmış, fiziksel değişimler başlamış, nefesi serileşmiş gözleri büyümüş ve etrafına seri bir şekilde bakınmaya başlamış. Karısı bir adım geri kaçmış "Aman allahım dur dur..." derken adam koşmuş, satıcıyı yakaladığı gibi tezgaha yatırmış, pantolonunu parçalayarak çıkarmaya başlamış, bu arada satıcı bir yandan kurtulmaya çalışırken bağırıyormuş,
-"Sandaletleri ters giydin lan!..."

 

VAZELİN

Adamın biri motosiklet almış. Satıcı adama bir kutu vazelin hediye ederek "yağmurlu havalarda bunu metallere sür, pas yapmaz" demiş. Adam motorunu göstermek üzere kız arkadaşına gitmiş. Akşama doğru kız "gel seni bize götürüp ailem ile tanıştırayım, hem de akşam yemeği yeriz." demiş. Hemen arkasındanda bir hatırlatmada bulunmuş. "Yalnız dikkat et bizim evde yemek yerken kimse konuşmaz. Konuşan olursa o bütün bulaşıkları yıkar..." Adam 4 kişinin bulaşığından ne olacak diye düşünürken eve girdiklerinde bir de ne görsün dağ taş her yer bulaşık... Uulan bir konuşursak yandık demiş... Yemek yerken aklına "Ben şimdi bu kızın elini tutsam kimse bir şey diyemez." fikri gelmiş. Kızın elini tutmuş, kimseden çıt yok. Bir de öpeyim demiş, Öpmüş gene çıt yok.. Ulan ben bununla bu işi burada pişireyim demiş. Herkesin gözü önünde kızla yatmış ama gene çıt yok.. Adam iyice pişkinliğe vurup yahu bunun anası da güzelmiş deyip onunla da yatmış. Gene çıt yok. Tam bu sırada dışarıda gök gürleyip yağmur yağmaya başlamış. Bizimki motoru paslanmasın diye aldığı vazelini cebinden çıkardığı anda kızın babası bağırarak ayağa fırlamış.
- "Tamam tamam koy onu yerine bulaşıkları ben yıkarım"

 

ÖZÜRLÜ PAPAĞAN 

Adamım biri evindeki yalnız serçesine arkadaş olması için bir papağan almaya karar verir. Kuş dükkânına gider ve bir tanesi haricinde papağan fiyatlarının çok yüksek olduğunu fark eder, hemen yetkiliye bunun nedenini sorar. Yetkili ise ucuz papağanın özürlü olduğunu, "s" leri söyleyemediğini, "s" yerine "c" dediği anlatır. Adam bütçesine çok uygun olan bu kuşu satın alır ve serçesinin kafesine koyar. Ertesi gün işine gider. Akşam eve döndüğünde çok sevdiği serçesini perişan bir halde, kanlar içinde bulur. Papağana hemen bunun nedenini sorar.

 

- Papağan : "Sabahtan beri ciki cik diyor. Çok sabrettim ama sonunda dayanamadım. Ben de ciktim."

 

ÖKSÜRÜK İLACI

Adamın biri çok kuvvetli öksürüyormuş, doktora gitmiş derdini anlatmış. Doktorda adama yanlışlıkla öksürük ilacı yerine müshil ilacı vermiş ve demiş ki:bir hafta boyunca yemeklerden sonra iç ve yanıma gel. Adam bir hafta sonra gelince doktor: Öksürüğün nasıl oldu deyince, adamda: Cesaret edipte öksüremiyorum ki,demiş.

 

ZAYIFLAMA REÇETESİ 

Çok şişman bir adam, çok şöhretli bir doktora gidiyor, konu zayıflama. Doktor,bir hafta kullanmak üzere, isimsiz bir hap veriyor kendisine. İlk kullandığı gece, uyur uyumaz rüya görmeye başlıyor adam. Bir saray içinde, etrafında onlarca cariye, sabaha kadar bir onla, bir bunla sabah uyandığında,kan ter içinde. Her gece aynı şey, bir haftanın sonunda bütün fazla kilolar atılmış durumda. Günler sonra yolda şişman bir arkadaşına rastlıyor ve tabi,nasıl kilo verdiği soruluyor. Arkadaşı anlatıyor, doğru doktorun yanına, aynı tedavi. İlk gece,adam rüyasında bir sarayda. Etrafında onlarca adam,bir o yatırıyor adamı,bir bu.Hele en son gelen bir zenci var ki,adamı mahvediyor.Üçüncü gün sonunda adam dayanamıyor ve telefon ediyor doktora. Neden arakadası ile kendi rüyalarının farklı olduğunu ögrenmek istiyor. Doktor biraz düşündükten sonra soruyor: "Siz hastaneye mi gelmiştiniz, muayenehaneye mi?

 

HEDİYE

Genç adam yeni tanıştığı kız arkadaşına hediye vermek
istemişti. Bu ona alacağı ilk hediye olacaktı. Bu yüzden fazla özel bir şey
seçmemeye karar verdi. Ama alacağı şey biraz da romantik olmalıydı.
O gece
birlikte çiseleyen karın altında yürürken avucunun içinde ısıtmaya çalıştığı
elleri hatırladı ve eldiven almaya karar verdi. Alışverişe bu tür işlerde
becerikli olan kız kardeşini de yanına alarak çıktı. Bir büyük mağazadan içi
kürklü bir çift beyaz eldiven aldılar. Kız kardeşi de kendine bir çift
dantelli külot aldı.
Mağazadaki paketleme sırasında bir karışıklık oldu.
Eldiven kız kardeşinin paketine girdi, külotlar da mağazanın özel kuryesiyle
kız arkadaşının evinin yolunu tuttu.
İçindeki romantik notla
birlikte....


Sevgilim,
Geçen akşam seninle çıktığımızda
bunlardan giymediğini farkettim. Eğer kız kardeşimle beraber olmasaydım ben
uzun ve düğmeli olanlarını alırdım, ama kardeşim kısa ve düğmesiz olanlarından
kullanıyor. Çıkarması daha kolay oluyormuş...
Renginin açık olması çabuk
kirleneceği izlenimini veriyor. Ancak bunları satın aldığım bayan tezgahtar
bana kendisininkini gösterdi. Üç haftadır kullanıyormuş. Yakından baktım hiç
kirlenme yoktu.

Tezgahtar bayandan bir şey daha rica ettim. Seninkileri
giyip nasıl durduğunu, bana üzerinde göstermesini istedim. Hemen giydi. Çok
şık duruyor.
Elimi uzattım, okşar gibi sıktım. Ele de çok hoş geliyor,
keşke bunları ilk giydiğinde yanında olup sana yardım edebilseydim.
Seninle
buluşuncaya kadar bir çok yabancı elin ona dokunacağını düşünmek beni
üzüyor.
Çıkardığın zaman içi biraz nemli olabilirmiş. O zaman üfleyerek
havalandırman gerekiyormuş. Önümüzdeki günlerde bunları nasıl avucumun içine
alıp, nasıl defalarca öpeceğimi düşünüyorum.
Cuma akşamki buluşmamızda
giymeyi unutma.
Sevgilerimle.

NOT: Giydikten sonra üstten aşağı
kıvırarak biraz tüy görünmesini sağlamak, son günlerde
modaymış.

 

 FRENLER

Arabalarin fren guvenligi yarismasi:
> Once ingiliz ROVER'a binmis, 100 km/h hiza
> ulasmis, frene basmis ve duvara
> 30 cm mesafede durmus.
> Alkislar arasinda arabadan inmis ve gururla "ABS"
> demis.
> Ardindan italyan Alfa Romeo'ya binmis ilk 100
> metreden sonra frene basmis
> > >ve duvara 45 cm mesafede durmus. O da
> alkislarla inmis ve "ASR" demis.
> Ayni sekilde Fransiz Renault'ya binmis ve 60 cm
> mesafede durmus. Arabadan alkislarla indiginde
> "SRS" demis gururla.
> Sira Turk'e gelmis. Binmis Sahin'e, 100 metre
> sonunda 100 km/h hiza zar zor ulasmis ve frene
> basmis.
> Ancak araba buyuk bir hizla duvara carpmis.
> Herkes saskin, bizimki hurda vaziyetteki arabadan
> inmis,
> uzerindeki tozlari silkelerken mahcup ve sinirli
> bir sekilde "AKF" demis. Insanlar sasirmis bu hangi
> tip fren, AKF nedir? diye. Bizimki cevap vermis:
> A....    Kodugumun Freni.

 

En KOMİK cevaplar!


25 Aralık 2007 Salı 16:43
Öğrenciler cevabı bilmediklerinde sınav kağıdına öyle şeyler yazıyorlar ki
gülmemek elde değil...
Sınavlarda öğrencilerin verdiği bu cevaplar gerçekten güldürüyor:
 
İŞTE SORULAR VE CEVAPLAR:
 
VAR MI YOK MU?
 
Çılgın felsefe hocası 100 puanlık tek soruyu yanındaki sandalyeyi göstererek
sorar:
- Bana bu sandalyenin var olmadığını kanıtlayın!
100 puan alan tek kişinin cevabı ise sadece şudur:
- Hangi sandalye
 
İLKOKUL 3. SINIF
 
Soru: Ormanların faydalarını sayınız.
Cevap: Ormanların faydaları saymakla bitmez.
Sonuç: Tam not
 
NE BİLİRSİN?
SEVİYE: Üniversite
DERS: Eğitim Felsefesi
SINAV: Bütünleme
Sınav şu sorudan ibarettir:
- Bildiğiniz iki soruyu yazıp cevaplayınız.
Yalnız bir sorun vardır derse hiç devam etmemiş öğrenci dersin içeriğini hiç
bilmemektedir. Dolayısıyla kendine sorabileceği iki adet soru da
bulamamaktadır. Beyninin derinliklerinden, dönemin ilk dersine girdiğini
hatırlar. Bu derste duyduğu cümleden de yeterli doneyi almıştır.
 
SORU 1: İlk Milli Eğitim Bakanımız kimdir?
CEVAP: Hasan Ali Yücel
 
SORU 2: Hasan Ali Yücel kimdir?
CEVAP: İlk Milli Eğitim Bakanımız'dır.
 
BEST OF
Soru: Ahmet Haşim'in en ünlü eserlerinin toplandığı eserin adı nedir
Cevap: Best of Ahmet Haşim
 
EFSANE OLMANIN YOLU
SORU: deprem sırasında ortaya çıkan enerjiye ______ ______ denir."
 
Doğru cevap depremin magnitüdü'dür, fakat zeki bir arkadaşımız:  "Helal
olsun" yanıtıyla okulda efsane olmayı başarmıştır.
 
ÇOK ETKİLİ OLDU
Aşagıdaki konulara kısa ve etkili bir şekilde değinen bir yazı yazın.
 
1. din
2. cinsellik
3. gizem
 
CEVAP: Allahım! Hamileyim. Acaba kimden?"

 

VİZE

SUUDI, VIZE ALMAK ICIN ABD KONSOLOSLUÐUNA BASVURMUS.

GÖREVLI SORUYOR, BIZIMKI YANITLIYOR:

 

> -NAME ?      cevap: ABDUL RAUF BIN SELAM.

 

> -SEX ?         cevap: 5 TIMES PER WEEK.

 

> -NO, NO !!! MALE, OR FEMALE ?

 

    cevap: MALE, FEMALE, SOMETIMES CAMEL!!!

 

THY Danışma


THY Danışma hattını arayan bazı vatandaşlarla, görevliler, hostesler arasında geçen diyaloglar THY çalışanları tarafından derlenmiştir.
  
Yolcu:
 — İyi günler hanımefendi, bir sorum olacaktı.
 — Tabii buyurun.
 — THY ticketing bölümünde çalışanların maaşı ne kadar?
  
THY:
 
— İyi günler, danışma?
 — Bugün nereden bilet alabiliriz?
 — Sadece Taksim ve havalimanı açık bugün.
 — Anladım. Taksim'deki havalimanının telefonunu alabilir miyim?
  
Yolcu:
 
— Semiha Yankı Havalimanı'nın telefonunu alabilir miyim? (Sabiha Gökçen denilmek isteniyor.)
 
Yolcu:
 — Diyarbakır’a yer var mı acaba?
 — Maalesef yok efendim?
 — O zaman beni yedek kulübesine yazar mısınız?
  
Yolcu: 
 
— İyi günler iç hatlar.
 — Bant kaydı mısınız, yoksa gerçek mi?
 — Gerçeğim hanımefendi
 — İyi o zaman, iyi günler.
  
Yolcu: 
 
— İstanbul’a son uçak kaçta?
 — Nereden?
 — Buradan.
 — Nereden arıyorsunuz?
 — Şehir içinden.
 — Nereden?
 — Erzurum’dan.
  
THY:
 
— Ne kadar kalacaksınız Almanya'da?
 — Neden soruyorsunuz?
 — Ona göre bilet keseceğim.
 
— Olsun ben uçakta kalmayacağım ki otelde kalacağım.
 
— Bizans Class'a rezervasyon istiyorum.
 
(Adana uçağında yolcu karşılayan hostes koltuğunu bulamayan yolcuya sorar)
— Hangi numarada oturuyorsunuz beyefendi?
— Sanayi Mahallesi No: 14.
 
Yolcu:
 
— Diyarbakır kaç para?
— 58 milyon 500 bin, indirim belgeniz varsa 32 milyon.
— İndirim belgesi kaç para?
 
Yolcu:
 
— Trabzon'dan İstanbul'a kaç saat acaba?
— Beklemeye alan görevli 'Bir saniye efendim...'
— Sağolun iyi akşamlar.
 
Yolcu:
 
— Kars'a yer var mı?
— Maalesef yok efendim.
— Arada bir yerde falan yok mu, askeriz de.
— İndirim belgeniz var mı?
— Var komutanım.
 
Diyarbakır'dan arayan yolcu:
 
— İyi günler abi, ben İstanbul'a uçacağım da, pasaport lazım mıydı!
 
THY:
 
— Yolcunun adı lütfen.
— Duygu. Ama yolcu benim ve erkeğim!
 
THY:

 

— Uçak akşam beşte efendim.
— Doksan beşte mi, çok geç yahu.
 
Yolcu:

— İyi akşamlar, Lufthansa'nın uçağı indi mi?
— Onların uçağını biz göremiyoruz .
— Nasıl göremezsiniz, orası THY değil mi?
 
Yolcu:
 
— İyi akşamlar, Ağrı'ya yer var mı?
 — Yer yok, dolu efendim.
 — Acil gitmem lazım, firardayım da.
 
 Kuşkucu bir bayan:
 
— Affedersiniz eşim Londra'ya uçuyor, yanındaki arkadaşının adı dilimin ucunda ama hatırlayamıyorum, siz bir bakıp söyler misiniz bilgisayardan?
— Yolcu hakkında bilgi veremeyiz efendim.
— Şey, bari yanındakinin bay mı bayan mı olduğunu söyleseniz, benim için çok önemli.
 
Terminalde yolcuyu uçağa götüren otobüsü gören Trabzon yolcusu,
 
— 'Ula, ben uçak parası verdim, otobüsle gitmem!

 

REHA MUHTAR KLASİKLERİ

Bir yüzücü 350 tonluk bir gemiyi çekmiştir. Muhtar sorar:
- Nasıl çekiyorsunuz gemiyi?
- İnanç meselesi. İçinizde bunu hissetmeniz gerekir.
- Neyi hissetmem gerekir? Gemiyi mi?



Muhtar bazen anlamakta zorlanır:
-Doğuştan kör olduğunuzu anladım da beyfendi, küçükken de gözleriniz görmüyor muydu onu soruyorum?



Dağcılar donmak üzereyken kurtarılmıştır ve Muhtar oldukça kısa ama bütün merak ettiklerimiz soruların cevabı niteğinde bir soru sorar:
-Soğuk muydu?



İtalya muhabiri Muhtar´a bildiriyor:
- İtalyanlar Fatih Terim´e kurtarıcı anlamında ´Salvatore´ diyorlar...
- Yani O´na kurtarıcı diyorlar, öyle mi?
- Evet. ´Salvatore´ diyorlar...
..Ve Muhtar, her zaman anlama zorluğu çeken biz izleyicilere olayı açıklar:
- Gördügünüz gibi sayın seyirciler... İtalyanlar Fatih Terim´e kurtarıcı anlamında ´Matador´ diyorlar...



Muhtar cenaze haberi verir:
-Salı günü kılınacak cuma namazından sonra defnedilecek cenaze...



Adam karısını boğarak öldürmüştür. Muhtar´ın ilk sözü:
- Efenim başınız sağolsun...



Alparslan Türkes´in cenaze töreni. Muhtar anlatır:
- Cenaze töreninde sayıları onbinin üzerinde yedibin güvenlik görevlisi vardı...



Kadın bıçaklanmıştır. Muhtar canlı yayında gerçeklerin peşindedir:
-Sizi öldürebildi mi efenim?



Mahkumlar tünel kazarak kaçar.. Muhtar sorar :
- Mahkumlar kaçmak için mi tünel kazdılar?



Bir okul müdürü cinsel tacizle suçlanır...
- Sen benim sözümü bile kestiğine göre kim bilir daha neler yapmışsındır.



Harika Avci kürtaj yaptırmıştır.
- Peki, bebek şimdi nerede?



Reha Muhtar, canlı yayında Hamdi Bey´le konuşuyor.
- Sayın Hamdi Bey iyi aksamlar efendim. Sizin adınız Hamdi midir, efendim?
- Evet Hamdi, Reha Bey..
- Hamdi diyorsun.
- Hamdi diyorum çünkü nüfus kağıdımda öyle yazıyor.
- Ben nüfus kağıdınızı sormuyorum efendim. Sana soruyorum: Sizin sahte olmayan isminiz nedir?
- Hamdi.
- Yani sahte olmayan isminiz Hamdi diyorsunuz. Peki sahte olan isminiz hangisi?
- Benim sahte olan bir ismim yok!
- Ama demin sahte olmayan ismim Hamdi dediniz. Demek ki bir de sahte isminiz var. Size Yeşil diyorlar efendim. Siz Yeşil misiniz?
- Hayır Yeşil değilim.
- Öyleyse size niye Yeşil diyorlar?
- Bana Yeşil demiyorlar. Hamdi diyorlar.
- Yani inkar ediyorsunuz. Sükut ikrardan gelir Hamdi.
- Ben sükut etmiyorum, konuşuyorum ve Yeşil değilim diyorum.
- Yeşil değilim dediniz ama mosmor oldunuz. Bakıyorum şimdi de kızarıyorsun. Niye sarardın Hamdi?
- Ne oldu Hamdi Bey? Bir tuhaf görünüyorsunuz?
- Galiba delirdim. Bana bir doktor lütfen!
- Geçmiş olsun, Hamdi Bey. Size acil şifalar diliyorum.

İyi Günler Türkiye, her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsa...

 

Kayıt Altındasınız.Herşeyinizden Haberimiz Var!


Operatör: "İyi günler, nasıl yardımcı olabilirim?"
Müşteri: "Helloo, sipariş verebilir miyim.."
Operatör: "Önce özel kart numaranızı alabilir miyim efendim?"
Müşteri: "Bir dakika...... 6102049998-45-54610"
Operatör : "Evet... siz... Bay Singh'siniz ve 17 Jalan Kayu'dan arıyorsunuz. Ev numaranız 40942366, ofisiniz 7645 2302 ve mobil telefonunuz 014 266 2566. Hangisinden arıyorsunuz efendim?"
Müşteri: "Evden! Bütün numaralarımı nereden biliyorsunuz?"
Operatör : "Sisteme bağlıyız efendim"Müşteri: "Bir deniz ürünlü pizza istiyorum..."
Operatör : "Bu iyi bir fikir değil efendim!"
Müşteri: "Nasıl yani?"
Operatör : "Tıbbi kayıtlarınıza göre tansiyonunuz ve kolesterolünüz oldukça yüksek efendim."
Müşteri: "Nasıl?... Peki ne almalıyım?"
Operatör : "Low Fat Hokkien Mee Pizza'mızı deneyin. Seveceksiniz."
Müşteri: "Seveceğimden nasıl emin olabi lirsiniz ki?"
Operatör : "Geçen hafta kütüphaneden "Popüler Hokkien Yemekleri" kitabını almıştınız efendim."Müşteri: "Tamam; teslim oluyorum... Ondan bana üç aile boyu gönderin lütfen. Ne kadar tutuyor?"
Operatör : "10 kişilik aileniz için bu yeterli olacaktır efendim.Toplam 49.99$"
Müşteri: "Kredi kartıyla ödeyebilir miyim?"
Operatör : "Maalesef nakit ödemeniz gerekecek efendim. Kredi kartınız limitini doldurmuş ve geçen yılın kasımından beri bankanıza 3720,55$ borçlusunuz. Buna ev kredisi ödemeleriniz de dahil değil."
Müşteri: "Sanırım adamınız buraya gelmeden önce yakındaki bir ATM'den nakit çekmem gerekecek."
Operatör : "Yapamazsınız efendim. Kayıtlarınıza göre bugünkü nakit çekme limitinizi doldurmuş durumdasınız."
Müşteri: "Önemli değil, siz pizzaları gönderin. Adamınız gelene kadar parayı ayarlarım. Gelmesi ne kadar sürer?"
Operatör : "Yaklaşık 45 dakika efendim.; ama bu kadar beklemek istemiyorsanız E11213 plakalı Scooter'ınızla gelip daha kısa sürede buradan kendiniz de alabilirsiniz..."
Müşteri: " Ne!"
Operatör : "Sistem kayıtlarına göre E1123 plakalı bir Scooter motosikletiniz var..."
Müşteri: " *'!^ *%^**%^I7*"
Operatör : "Sözlerinize dikkat etseniz iyi olur efendim. Unutmayın ki 15 Temmuz 1987'de bir polise hakaretten tutuklanmıştınız..."
Müşteri: [Sessizlik..]  
Operatör : "Başka bir isteğiniz var mı efendim?"
Müşteri: "Yok... Bu arada; reklamınızdaki üç şişe bedava kolayı da gönderiyor musunuz?"
Operatör : "Normal olarak gönderirdik efendim, ama kayıtlarınıza göre siz bir diyabetiksiniz..."

TANRIYA MEKTUPLAR

Avrupa ve Amerika’da 2-9 yaş çocuklara Tanrı’ya ilişkin düşüncelerini sormuşlar. Dinsel eğitimin bir parçası olarak çocuklara Tanrı’ya bir mektup yazın ve duygularınızı isteklerinizi anlatın demişler. Cevapları az çok tahmin etmişsinizdir ama biz yine de yayınlayalım.

1) Sevgili Tanrı, şu andaki eksiklerimi yazıyorum: Yeni bir bisiklet, bir kimya seti, köpek, film makinesi, beyzbol eldiveni. Hepsini gönderemezsen birazı da olur. Seni seven Eric --5 yaşında- Not: Noel Baba’nın olmadığını biliyorum.

2) Canım canım Tanrı, Astronotları öyle yukari firlatip firfir döndürmelerinden ödüm kopuyor. N’olur onların bizim evin çatısına düşmelerine izin verme. Dostun Norman --4.5 yaşında-

3) Sevgili Tanrı, Lütfen bana bir midilli gönder. Senden şimdiye kadar hiçbir şey istemedim. Bruce --4 yaşında-

4) Sevgili Tanrı, Babam çok aksi. Onu bu huyundan vazgeçirmeni istiyorum. Ama lütfen canını yakma. Sevgilerle. Martin --5 yaşında-

5) Sevgili Tanrı, Bulutlardan biri yüzünü öyle korkunç yaptı ki ödüm koptu. N’olur söyle ona bi’ daha öyle yapmasın. Ellen --3 yaşynda-

6) Tanrı’cım, Üst kattakiler durmadan bağıra çağıra kavga ediyorlar. Bence yalnızca çok iyi arkadaşların evlenmesine izin vermelisin. Nan --5 yaşında-

7) Sevgili Tanrı, Bizi hiç merak etme çünkü bizimkiler çok dindar. Teddy --9 yaşında-

8) Sevgili Tanrı, Bende senin dışında bütün liderlerin resmi var. Norman --6 yaşında-

9) Sevgili Tanrı, Kitabını okudum ve beğendim. Bütün o fikirler nereden geldi aklına? John --8 yaşında-

10) Sevgili Tanrı, Zürafaların görünümünü isteyerek mi böyle yaptın, yoksa yanlışlıkla mı oldu? Norman --4 yaşında-

11) Sevgili Tanrım, Tamam incil’de öbür yanağını çevir dedin biliyorum; ama kardeşim gözüme vurunca ne yapacağım? Sevgiler, Teresa --5 yaşında-

 

PİLOTLAR VE YER EKİBİ

Pilotlar her uçuştan sonra, uçuş sırasında karşılaştıkları ve tamir edilmesi ya da ayarlanması gereken sorunları tamir bakım personeline bildirmek için bir form doldurur. Pilotların doldurduğu bu formları daha sonra tamir bakımcılar okur ve sorunları giderir. Sonra da formun alt kısmına gerçekleştirilen düzeltici faaliyeti yazarlar ve pilotlar bir sonraki uçuştan önce bu formları ve tamircilerin notlarını okur. Yer personelinin ve tamir bakım personelinin espri anlayışı olmadığını söylememek gerekir. Aşağıda QUANTAS pilotlarının gerçek arıza ve şikayet bildirimleri ve tamir bakım mühendislerinin tamir sonrası cevapları yer almaktadır. Bu arada, Quantas havayolları kurulduğu günden bugüne dek hiç kaza geçirmemiş tek büyük havayolu şirketidir.

P = Pilotun arıza bildirimi.
S = Tamir bakımcının tamir sonrası notu.

P: Sol iç tekerleğin kısmen değiştirilmesinde fayda var.
S: Sol iç tekerlek kısmen değiştirildi.

P: Test uçuşu OK, fakat otomatik iniş biraz sert.
S: Bu uçakta otomatik iniş sistemi yok.

P: Kokpitte bir şey gevşemiş.
S: Kokpitte bir şey sıkıştırıldı.

P: Ön camda ölü böcek var.
S: Canlı böcek sipariş edildi.

P: Otomatik pilotu sabit yükseklikte uçuşa ayarlayınca dakikada 100 metre alçalıyor.
S: Böyle bir problem gözlenmedi. (uçak yerdeyken test edilmiş)

P: Sağ tekerlek hidroliğinde yağ kaçağı olduğunu gösteren bir yağ birikintisi var.
S: Yağ birikintisi temizlendi.

P: DME´´nin volümü inanılmayacak kadar yüksek.
S: DME´´nin volümü inanılabilir seviyeye ayarlandı.

P: Gaz manivelası kilitleri kapatılınca manivela yerinden oynamıyor.
S: Kilitler zaten o işe yarar.

P: IFF çalışmıyor.
S: IFF, OFF konumundayken asla çalışmaz.

P: Sanırım camda çatlak var.
S: Sanırım haklısın.

P: 3 numaralı motor kayıp.
S: Biraz araştırınca motorun sağ kanatta takılı olduğu anlaşıldı.

P: Lövyeyi ileri itince uçak saçmalıyor.
S: Kendine çeki düzen vermesi, doğru dürüst uçması ve ciddi olması için uçağa ihtar verildi.

P: Radardan mırıltılar geliyor.
S: Radar havlaması için yeniden programlandı.

P: Kokpitte fare var.
S: Kedi install edildi.

ATEİSTİN SONU

Ateist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş.
Evrim ne güzellikler yaratıyor! diye düşünüp mest oluyormuş,

 Birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamış.
Adam bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışında ayının daha hızlı
olduğunu fark ediyormuş. Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda adamın
ayağı yerdeki bir dala takılmış, ayı adamın üzerine atlamış, pençesini
kaldırmış, tam vurmaya hazırlanırken adam "Allahım! diye bağırmış.
Bir anda zaman durmuş ayı donmuş, ormandaki nehir bile akmaz olmuş bir anda
orman kararmış ve gökyüzünden bir ışık huzmesi adamın üzerine parlamış.
Çok derinden gelen ilahi bir ses adama;

"Yıllarca bana inanmadın, yaratılışı kozmik bir kazaya bağladın,
sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu
saymalıyım?" demiş.

Adam utanç içinde: "Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem haksızlık,
ama hiç olmazsa ayıyı dindar yapabilir misin?" demiş.

"Peki" diye karşılıkvermiş ve ışık kaybolmuş.

Nehir tekrar akmaya başlamış her şey eski haline dönmüş.
Ayı iki pençesini de göğe doğru çevirmiş ve konuşmaya başlamış;

"Allahım, senin rızkınla orucumu açıyorum,

 

İKİNCİ MÜDAHELE

 Hakim kaynanasını dövmekten sanık bir adamın
muhakemesine
bakıyordu.Şahitlere sordu:
- "Bu adamı kaynanasını döverken
gördün mü?"
- "Gördüm efendim."
- "Neden müdahale etmedin?"
- "Neden
müdahale edeyim hakim bey ... Yardıma ihtiyacı yoktu ki evire
çevire
dövüyordu!...."

 

YALANCI
EŞEK


 Kızılderlinin teki bizonlarını
otlatıyormuş.
 Derken bir kovboy gelmiş
sormuş:
 - Köpek senin köpeğin
mi?
 - O köpek benim olmak!

 - Onunla konuşabilir
miyim?
 - Köpek
konuşamamak!
 kovboy köpeğe
yaklaşır.
 -
Nasılsın?
 - Fena değil! (Kızılderili
şaşkın...)
 - Bu kızılderili senin sahibin
mi?
 - Evet.

 - Sana iyi davranıyor
mu?
 - Evet,çok iyi. Günde iki kez tuvalet
için dolaştırıyor, bana yemek
 veriyor ve benimle
oynuyor.

(Kızılderili
bu arada kafayı yemektedir)

kovboy kızılderiliye sorar.

 - Bu at senin atın
mı?
 - O at benim
olmak!
 - Onunla konuşabilir
miyim?
 - At konuşamamak!
 kovboy ata
yaklaşır.
 - Nasılsın?
 - Fena değil! (Kızılderili daha da
şaşkın...)
 - Bu kızılderili senin sahibin
mi?
 - Evet.
 -Sana nasıl
davranıyor?
 - İyi. Bana hergün gerekli yürüyüşleri
yaptırıyor,fazla yük bindirmiyor,
 günde 2 kere ve her terlememden sonra
terimi siliyor, ve içinde yiyecek
 ve yataklık olan ufak bir ahır inşaa
ediyor.

(Kızılderili
ne gözlerine ne  de kulaklarına
inanmaktadır)

 kovboy tekrar kızılderilinin yanına
gelir.
 - Bu dişi eşek senin
mi?
 - Eşek benim olmak, konuşmak ama çok
yalan  söylemek.

 

SARIŞINLAR

Kör bir adam
yanlışlıkla Bayanlar Barına girer. Bara doğru ilerler ve bir içki ısmarlar.
Biraz oturup, içkisini yudumladıktan sonra barmene seslenir:
"Hey, bir
sarışın fıkrası duymak ister misin?" Birden bar, bomba
düşmüş gibi sessizleşir. Kör adamın yanında
oturan kadın, tok bir sesle:
"Hey bayım," der "bu fıkrayı anlatmadan önce
bilmeniz gereken beş şey var. Birincisi, barmen sarışın bir kız. İkincisi kapı
görevlisi sarışın bir kadın. Üçüncüsü, ben 1.90 boyunda karatede siyah kuşaklı
bir sarışınım. Dördücüsü, sağınızda oturan kadın profesyonel bir halterci ve
sarışın. Beşincisi, benim yanımda oturan kadın profesyonel güreşçi ve sarışın.
Yine de bu fıkrayı anlatmak istiyor musunuz?" Kör adam bir kaç
saniye düşünür, sonra başını sallar: "Hayır, hiç
sanmıyorum. Beş defa anlatamam."

 

ŞOFÖR VE YAŞLI
KADIN

Tur otobüsü
şöförünün omzuna dokunulunca adam hafifçe başını çevirmiş, bir bakmış ki elinde
bir avuç badem, yaşlı bir kadın durmakta.. Teşekkür ederek almış bademleri
ve
yemiş.. 15 dakika sonra yaşlı kadın tekrar şöförün omuzuna dokunup bir
avuç
daha badem vermiş ve bu ikramı 5 kere daha yapınca

"Zahmet ediyorsunuz efendim.." demiş
saygılı şöför,

" Hep bana
yedirdiniz.. Biraz da kendiniz Yesenize.." Çiğniyemiyorum
evladım.." demiş yaşlı kadın, "Dişlerim yok.."
"Niye satın alıyorsunuz o
zaman?..""Evladım ben sadece üzerindeki çikolata
kaplamasını emmesini seviyorum!.."

 

HAYIRLI DAMAT !

Adamın birinin evinde yangın
çıkmış. Komşuları yardıma koşmayıp olayı
seyretmeye başlayınca iş başa
düşmüş.. İlk  önce oğlunu yangının
içerisinden çıkarıp dışarıda
beklemesini söylemiş. Dalmış tekrar duman
ve

ateşin içerisine,  kızını çıkartmış dışarıya. Sonra karısını,
sonra
köpeği ve kedisini. Daha sonra dışarı hiçbir şey getirmeden 3 kere
daha
içeri girmiş çıkmış. Onu seyreden komşularından biri sormuş:
- "Niçin
yanan eve girip çıkıyorsun dışarı hiçbir şey getirmiyorsun?"
diye.
-
"Kayınvalidem içeride!" demiş adam; "arada bir girip
çeviriyorum!"

 

 

KAYNANA

 Temel bir gün kahveye girmiş. Üstü başı yırtıkmış.
Ne oldu diye
sormuşlar.
Temel :
- "Kaynanamı
gömdük."
Kahvedekiler:
- "İyi de bu halin ne?"
- "Biraz direndi
de."

 UYANIK
KADIN

 Bir kadınla bir
adam ayrı ayrı arabalarında giderlerken çarpışırlar. İkisinin de arabası
mahvolur ama şans eseri ikisi de hiç yara almadan kurtulur. Arabalarından
sürünerek çıkarlar ve kadın adama bakıp:
"Çok ilginç! Sen erkeksin ben de
kadın. Arabalarımız mahvoldu ama ikimize de hiçbir şey olmadı. Bu belki de
tanışıp, dost olup, hayatımızın sonuna kadar huzur içinde birlikte yaşamamız
için bir işarettir" der.
Müthis¸ heyecanlanan adam: "Evet, galiba haklısın"
diye cevap verir şaşkınlıkla.
"Bak, arabam hurdaya döndü ama bir şişe şarap
sapasağlam. Bu kesin bir işaret. Bu şarabı içip şansımızı kutlamalıyız" diye
devam eden kadın, şarap şişesini adama uzatır. Adam şişeyi alır, açar ve
yarısını içip kadına verir. Kadın hemen şişenin mantarını kapatıp adama geri
uzatır. Bunun üstüne adam sorar:
"Sen içmeyecek misin?"
Kadın cevap verir:
"Hayır, ben polisi bekleyeceğim!"

 

 

O ZAMAN OYUN
BİTER


İş adamı tıraş olurken bir yandan da
berberiyle sohbet etmektedir. Derken, kapının önünden ağır ağır geçmekte olan
paspal bir çocuk
görürler. Berber, iş adamının kulağına fısıldar; 

"Bu çocuk var ya, dünyanın en aptal çocuklarından biridir! Bak; dikkat et
şimdi..."
Berber çocuğa seslenir:
"Ali, buraya gel!". Bunun üzerine çocuk
sakince dükkana girer ve yüzündeki aptalca sırıtmayla berberi
selamlar.
Berber işadamının kulağına sessizce,  "bak şimdi" diye fısıldar ve bir
elinde beş yüz bin, diğer elinde beş milyonluk bir
banknot olduğu halde
çocuğa sorar: 
"Hangisini istiyorsan alabilirsin?"
Çocuk dalgın
dalgın bir beş yüz bine bir de beş milyona bakar ve sonunda beş yüz binlik
banknotu hızlıca çekerek berberin elinden
alır. Berber işadamına döner ve
gülerek:
"Gördün mü? Sana söylemiştim."
der. Tıraş bitince işadamı sokağa
çıkar ve az ileride kendi kendine oynayan Ali'yi görür. Yanına giderek, neden
beş milyonluk değil de,
beş yüz binlik banknotu aldığını sorar.Çocuk hiç de
aptalca olmayan bir sırıtmayla yanıt verir :
- Eğer beş milyonluğu alırsam
oyun biter!"

 ÇEÇEN-RUS
MÜCADELESİ

Rus askerleri
dağda bir mağarayı kuşatmış...
Mağaradan bir ses gelmiş:
"-Bir Çeçen 10
Rus'un hakkından gelir..."

Rus komutan, mağaranın içine 10 asker
yollamış... Çatışma sesleri duyulmuş ve ardından bu kez yeni bir ses
duyulmuş:
"-Bir Çeçen 30 Rus'un hakkından gelir..."

Komutan
sinirlenmiş ve 30 asker daha göndermiş...
Yine silahlı çatışma sesleri
duyulmuş... Bu defa mağaradan:
"-Bir Çecen 50 Rus'un hakkından gelir" narası
duyulmuş...

Komutan iyiden iyiye küplere binmiş ve mağaraya 50 asker
daha yollamış...
Silah seslerinin ardından sürünerek gelen kan revan içinde
bir Rus askeri görünmüş...

Asker komutana seslenmiş:
"-Sakın
gitmeyin... Bu bir pusu... Tuzağa düşürüldük... Mağarada bir değil, tam iki
Çeçen var..."

 

 

BUZDOLABI

Ahirette sorğu
sırasını bekleyen iki adam birbirleriyle konuşmaya başlar.
- "Sen nasıl
öldün?" diye sorar birinci adam ötekine;
- "Donarak öldüm"..
- "Kötü bir
ölüm olsa gerek"... der birinci adam;
- "donarak ölmek nasıl bir şey?"..

- "Şey, başlanğıçta çok rahatsız edici".. diye anlatmaya başlar ikinci
adam;
- "titremeye başlıyorsun, bütün el ve ayak parmakların ağrımaya
başlıyor. Ama sonrası, ölmek için çok sakin bir yol. Vücudun uyuşuyor, adeta
boşluğa sürükleniyorsun, tıpkı uykuya dalmak gibi, Peki ya sen nasıl öldün
bakalım?"..
- "Kalp krizi geçirdim" der birinci adam.
- "karımın beni
aldattığından emindim. Bir gün ansızın beklenmedik bir saatte eve döndüm, yatak
odasına koştum.. Karımı orada yapayalnız örgü örerken buldum. Sonra bodruma
koştum ama kimseyi bulamadım. İkinci katta da kimse yoktu. Sonra hızla çatı
katına vardığımda kalp krizi beni buldu.. Oracığa yığıldım ve öldüm.. Aynen
böyle.."
İkinci adam başını sallar;
- "Berbat birşey bu"... der.
-
"sadece bir an mutfakta durup buzdolabına bakmayı akıl edebilseydin şimdi sen de
ben de hayatta olacaktık"..

 

 

VALİ VE
ERZURUMLU

Adamın birisi
Erzurum'a vali tayin edilmiş. Gitmiş, görevi devralmış. Halkı ve çevreyi tanımak
için çıktığı gezilerin birinde köy halkına sormuş:
- Şimdiye kadar Erzurum'a
tayin edilmiş valilerin içinde size en çok hizmet eden hangisiydi?
Köylünün
biri cevaben:
- Sizden iki önceki valiydi ; Mehmet Paşa.
- Yaaa, öyle mi,
peki size ne gibi hizmetler yaptı?
- Daha Erzurum'a gelirken, yolda
Bayburt'ta öldü!

 

 

ZAHMET ETME
TANRIM

Kudüs sokaklarında
umutsuzca park yeri aramaktadır Moşe. Tur atmakta ama yer bulamamaktadır.
Çok
önemli bir iş buluşmasına geç kalmak üzeredir. Ama heyhat yer
bulamamaktadır.
Ümidini kesmiş bir şekilde gökyüzüne bakar ve:
-"Tanrım
önümüzdeki beş dakika içinde bana bir park yeri bulursan yemin ediyorum bundan
sonra hep
Kaşer (okunmuş gıda) yiyeceğim, Shabat'a (kutsal cumartesiler)
uyacağım ve Yom-Kippur ve tüm kutsal
günlere özel saygı duyacağım...."
O
an bir mucize gibi hemen önünde bir araç hareket eder ve yeri boşalır.
Moşe
gökyüzüne bakar ve:
-"Zahmet etme tanrım, ben buldum" !!!

 

 

ÖRDEĞİN ÜSTÜNE
BASMA

Üç kadın arkadaş
bir kaza sonucu aynı anda hayatlarını kaybedip cennete giderler. Cennetin
kapısında onları karşılayan melek
"Bizim burada uymanız gereken tek kural
var.. O da ördeklere dikkat edin sakın üstlerine basmayın" der.

Sonra
kapı açılır üç kadın cennete girerler. Gerçekten de etrafta ördek doludur.
Üstlerine basmamak adeta imkansızdır. Dikkat
etmesine rağmen kadınlardan biri
kazayla bir ördeğin üstüne basar. Hemen Cebrail belirir. Yanında son derece
çirkin bir adam vardır. Kadını kolundan
adama kelepçeler ve "Ördeğin üstüne
basmanın cezası olarak sonsuza kadar bu
çirkin adamla kelepçeli olarak
yaşayacaksın" der.

İkinci gün kadınlardan biri yine kazayla bir ördeğin
üstüne basar ve Cebrail anından yanında çok
çirkin bir adamla gelip onları
kadına ceza olarak birbirlerine kelepçeler.

Üçüncü kadının gözü bu
olaylardan çok korkar. Diğerlerinin akıbetine uğramamak ve sonsuza kadar çirkin
bir adama kelepçelenip yaşamamak için her attığı adıma acayip dikkat etmeye
başlar.

Aradan aylar geçer ve hiç bir ördeğin üstüne basmaz. Derken bir
gün Cebrail belirir. Bu kez yanında boylu poslu inanılmaz derecede yakışıklı bir
adam vardır. Cebrail hiçbir şey söylemeden yakışıklı adamla kadını kelepçeler ve
yine birşey söylemeden çeker gider. Kadın artık mutluluktan uçmaktadır.O güne
kadar gördüğü en yakışıklı adamla kelepçelenmiştir. Adama döner ve  "Ben
acaba ne yaptım da sonsuza kadar senin gibi güzel bir adamla birlikte olmayı hak
ettim" der.

Adam suratı asık bir şekilde cevap verir. "Vallahi seni
bilmem ama ben az önce bir ördeğin üstüne bastım"

 

 

NEW-YORK-BANGKOK

 Aşırı sinirli
biri, havalimanında 'bavul kabul bankosu'ndaki ilgili
memura etmediği
hakareti bırakmamış..
Müşterinin abartılı kabalığı karşısında, banko memuru
sakin ve güler yüzlü bir şekilde davranıyor, hiç cevap vermeden işine devam
ediyormuş..
Adam işi bitip gidince, bir arka sıradaki müşteri "Sizi
tebrik
ederim..!" demiş memura,
"Hiç tahrike kapılmayıp
nezaketinizi
sürdürdünüz.. Ama bu kadarı da yanlış..
Yapabileceğiniz bir
şeyler olmalı.."
"Olmaz olur mu, var efendim.." demiş, memur gülümseyerek,

"Şerefsiz New York'a gidiyor, Bavulları Bangkok'a..!"

 

 

BİRAZ
BEKLEYECEĞİZ

 Bir kadının bir
süreliğine iş seyahati için
Ingiltere'ye gitmesi gerekmektedir.
Kocası kadını havaalanına kadar götürür.
Karısı:
- "Teşekkür
ederim kocacığım, senin için Ingiltere'den
ne getirmemi istersin? " diye
sorar.
Adam güler ve yanıtlar:
- "Bir Ingiliz kızı istiyorum
hayatım..."
Kadın sessiz bir şekilde kocasından ayrılır ve yola çikar. 2
hafta sonra adam karısını tekrar hava
alanından almaya gider ve sorar:
-
"Hayatım gezin nasıldı?"
Karısı:
- "Teşekkür ederim hayatım çok
güzeldi."
Adam:
- "Peki hediyem nerde?"
Kadın:
- "Ne
hediyesi?"
Adam:
- "Hani bir Ingiliz kız istemistim ya..."
Kadın:
-
"Haa hatirladım, evet elimden geleni yaptım, Şimdi biraz beklememiz lazım kız
olup olmayacağını görmek için... !!!!"

 

POLİS
Sürücü dikiz aynasında kendisini izleyen polisi görünce
kaçabileceğini düşünüp basmış gaza. Ancak polisi
atlatamayacağını anlayınca,
pes edip çekmiş kenara. Polis arabasından inmiş.
Bezgin, kızgın ve de küskün
bir sesle:
"Bana bak, çok yorgunum, üstelik keyfim de kaçık. Mantıklı bir
özür söyle yoksa yaktım çıranı!"
Kısa bir ara ve sürücü:
"Karım geçen ay
bir polisle kaçtı. Aynada sizin aracınızı görünce kaçtığı polis, onu bana geri
getiriyor sandım...

 

BOŞ VERSENE
GÜZELİM

 

Adam,
lüks erkek kuaföründe oturmuş bir yandan sakal tıraşı yapılırken bir yandan da
elleri manikürlenmektedir. Manikürü yapan sarışın fıstık
adamın ilgisini
çekmekte gecikmez.
- Güzelim, bu gece benimle çıkmaya ne dersin?
Kız
gülümser ;
- Özür dilerim ama ben evliyim.
- Boş versene!!! der adam ve :

- Seninkine telefon et bu gece işin çıktığını eve gelemeyeceğini söyle!
-
İstersen sen söyle, şu anda seni tıraş ediyor.

 ŞAKA
ŞAKA


Tanri
daglari yaratmis, söyle bir bakip :
"Mükemmel oldu" demis.
Agaci yaratmis,
bakmis ve :
"Çok güzel oldu" demis.
Hayvanlari yaratmis :
"Of, süper
oldu elime saglik" demis.
Erkegi yaratmis :
"Heyt be, budur iste"
demis.
Kadini yaratmis...
...biraz durmus...
...sagina
bakmis...
...soluna bakmis :
"Neyse bu da makyaj yapar artik naapalim"
demis
:))Şaka şaka öyle dememiş,''Biri sustursun şunu'' demiş.

 

SÜPERMAN

Adamcagiz hayli alkollü ve de bitkin üstelik gecenin saat üçünde
evine
gelir. Karisi son derece zinde, duruma kesinlikle hakim,
kocasini
sorgulamaya baslar.
- Söyle bakalim Süpermeeen. Neler yaptin bu
aksam?
- Valla karicim, patronla beraber müsterileri yemege çikarttik.
-
Eeee, sonra ne yaptiniz süpermen?
- Oradan striptize gittiiik... Ben sadece
seyrettim.
- Yani sen bisiyler yapmadin degil mi, süpermen ??!!!
- Ben hiç
bisicikler yapmadim, ama sen niye bana ikidebir süpermen
diyorsun?
-
Valla, ben bir seni bir de süpermeni gördüm donunu pantolonunun üstüne
giyen
!!!

 

KONTENJAN

Hayvanat bahçesinde duran yaşlı bir aslanla, özgür olan genç bir
aslan
arkadaş olmuşlar.

Genç aslan, "artık yiyecek peşinden koşmak
istemiyorum" diyerek,
hayvanat bahçesindeki yaşlı aslandan, kendisini de
hayvanat bahçesine
aldırmasını istemiş.
Birkaç gün sonra, genç aslan
da hayvanat bahçesine kabul edilmiş. İlk
gün yemekte, yaşlı aslana et, genç
olana muz gelmiş. Aynı şey ikinci
gün de olmuş. 10-15 gün yemekler böyle
olunca, genç aslan artık
sıkılmış ve yaşlı aslana sormuş:
-"Niye sana
yemekte et veriliyor da bana muz veriliyor?"
-"Vallahi boşta aslan
kadrosu yoktu, bakıcılarla konuştum,
seni maymun kontenjanından işe
aldılar..."

 

IRAK'TA BİR
AMERİKALI


Üç
Amerikan askeri Iraklı bir amcanın bakkalına girerler alış veriş
yaparken
'kahrolsun Amerika'diye ses duyarlar. Etrafa bakınırlar ve sesin
bir
papağandan geldiğini görürler.

Bunun uzerine Iraklı bakkal amcaya
'bu papağanı buradan yok et yarın
geldiğimizde görürsek seni
mahvederiz'derler.
Askerler gittikten sonra bakkal amca kara kara
düşünmeye başlar çünkü
papağan kuşunu çok sevmektedir. Derken aklına cami
imamlarının papağanı
gelir. Hemen imamın yanına koşar başından geçenleri
anlatır ve 'Hocam eğer
sakıncası yoksa papağanları değişelim'der Hoca kabul
eder ve değişim
gerçekleşir. Ertesi gün işgalci Amerikan askerleri gelir,
papağanı görürler
ve kızarak :'biz sana bunu yok edeceksin demedikmi?
'Amca bu papağan o değil desede inandıramaz.
Sivri zekalı askerin biri
ben şimdi anlarım bunun dünkü papağan olup
olmadığını der ve papağanın
tekrarlamasını umarak bağırır:
'Kahrosun Amerika!!
ses çıkmyınca bakkal
amca dahil hep birlikte bağırmalarını söyler:
-Kahrolsun Amerika!
(ses
yok)
-Kahrolsun Amerika!
(ses yok)
-Kahrolsun Amerika!
papağan
dile gelir
-Amin evlatlarım.....)))

 

TEMEL...
Zenginler kulübü bir Alman,bir Fransız ve bir Türk'ün (Temel)
katıldığı özel
bir yarışma düzenlemişti. Açık havada yapılacak olan bu
yarışmanın etapları
şu şekildeydi, ortada bir masa ve masanın üzerinde çok
sert bir içki var,
yarışmacı bu içkiyi bir dikişte içecek, ondan sonra
koşarak karşıdaki
mağaraya girecek, mağaranın içinde çok vahşi bir ayı var,
bu ayının ensesine
bir tokat vurup mağaranın diğer kapısından dışarı çıkacak
ve dışarıda
bekleyen çok güzel bir kadınla sevişecekti. Bu etapları
tamamlayabilen
yarışmacı birinci olacaktı.
İlk olarak Alman yarışmacı
tezahüratlar içinde masanın yanına geldi,
seyircileri selamladıktan sonra
içkiyi kafasına dikti. Fakat içki o kadar
sertti ki Alman bunu içer içmez
olduğu yere yığılıp kaldı.
İkinci olarak masanın başına Fransız geldi, o da
seyircileri selamladıktan
sonra kendinden gayet emin bir şekilde içkiyi
kafasına dikip mağaraya doğru
fırlamış fakat tam mağaranın ağzına geldiğinde
içkinin tesiriyle sızıp
kalmıştı. Onu da alıp götürdüler.
Son olarak
Temel masanın yanına gelmişti. Diğer yarışmacılar iri yarı
izbandut gibi
adamlar olduğu halde, Temel ufak tefek, tok karnına 48 kg.
gelen bir adamdı.
Seyirciler epey gülüşmüşlerdi fakat bizimki gayet
kendinden emin bir şekilde
içkiyi kafasına dikip gözlerini 15-20 saniye
kapalı tuttuktan sonra yıldırım
gibi fırlayıp mağaradan içeri girmişti.
Biraz sonra içerden hırıltılar,
gürültüler, bağrışmalar feryatlar gelmeye
başlamıştı. Aradan 20 dakika geçti
yarışmacı ortada yok, 30 dakika yok
derken tam 45 dakika sonra diğer kapıdan
kan-ter içinde çıkan Temel, elinin
tersiyle alnındaki teri silerek :
-
Nerede ensesine vurulacak kadın ?

 

AZRAİL
 

Kadının biri, 46 yaşındayken kalp krizi geçiriyor ve
hastaneye
kaldırılıyor. Ameliyat masasındayken, ölüme yakın, birden bir
Hayal
görüyor.
Azraili görüyor ve soruyor: "Benim saatim geldimi?"
Azrail cevap
veriyor:
"Hayır, senin daha 43 sene, 2 ay vede 8 günün var".
Narkozdan
uyandığında, estetik yaptırmaya karar veriyor.
Yüzünü gerdirttiriyor,
dudaklarını doldurtturuyor vede
Göğüslerini düzelttiriyor.
Kısacası:
"Yeniden doğmuş gibi"
Daha uzun bir süre yaşıyacağını bildiği için şimdi, o
kadar >>
ameliyatın değdiğini düşünüyor. Son ameliyattan
sonra,
hastaneden tamamen yeni bir insan gibi çıkıyor.
Tam karşıdan
karşıya geçiyor ki, ambülans çarpıyor. Ölüyor. >>
Cenette Azrail'e
soruyor: "40 seneden daha fazla yaşıyacağımı
sanıyordum! Neden o zaman bana o
ambülansın çarpmasını sağlayıp,
Beni öldürttün?"
Azrail cevap
veriyor:
"Kız, ben seni tanıyamadım...

 

HEPİMİZ
ÖLDÜK

 

Temel
torununa savas hikayelerini anlatiyormus.
"Savasta düsmanlar etrafimizi
sardi.. Bizi esir aldilar..
Komutanlari bize dedi ki "simdi iki seçeneginiz
var:
Ya simdi burada ölürsünüz, ya da burada hepinizi yatirip
bigüzel
tecavüz ederiz....
Torun hemen merakla sormus,
"Peki sonra ne oldu
dede?"
Temel bir an duraksamis!!
"Hepimizi öldürdüler.."

 

 

200 DOLAR MI?

Adam barda gördüğü güzel bir bayanla
konuşmanın yollarını arıyordu.
Sonunda cesaretini toplayarak kıza yaklaştı
ve "biraz konuşabilir miyiz, acaba?" dedi.
Kız birden haykırdı: "Terbiyesiz!
Ben senin bildiğin kızlardan değilim!"
Adam utancından yerin dibine
girmişti. Herkes ona bakıyordu. Gitti ve masasına oturdu. Bir süre sonra kız ona
yaklaştı. Gülümseyerek, "Az önceki olay için özür dilerim. Ben psikoloji
öğrencisiyim ve utandırıcı durumlarda insanların nasıl davrandıklarını
inceliyordum." dedi.
Adam avaz avaz bağırarak cevap verdi:
"Ne? Gecesi
200 dolar mi? Deli misin sen çok pahalı...

 

 REHA MUHTAR VE YAŞLI ADAM

 Köyün birinde dünyanın en yaşlı adamının
yasadığını haber almış televizyoncular... Hemen kameralar, naklen yayın
arabaları, köye koyulmus... Ihtiyari kahvede en öne oturtup karşısına kameralari
koymuslar...
Reha Muhtar sormaya başlamış... "Bu kadar güzel yaşama kimbilir
ne güzel ani sığdırmışsınızdır... Bir güzel anınızı anlatır mısınız?..."

"Anlatayım" demis ihtiyar... "Birgün aganın eseğinin taze sıpası
kaybolmuştu. Gittik köyün delikanlıları sıpayı aramaya... Sıpayı bulduk dağın
arkasında... Bağlayıp dağdan indirirken serde gençlik var.Sıpa gözümüze çok
güzel göründü...
" Reha bile kızarmış... "Aman dede, geç bunu, daha güzel bir
anın yok mu?" demiş... "Var" demis ihtiyar...
"Birgün muhtarın kızı
kayboldu... Köyün delikanlıları gittik kızı aramaya.. Kızı bulduk dağın
arkasında... Dağdan indirirken serde gençlik var, kız gözümüze çok güzel
göründü..." "Öhööö... Ühüüü... Pöööhö" diye Reha gene kesmiş dedenin sözünü...
Kesmese RTÜK kanalı kesecek...
"Iyi anıları geç dede" demiş. "Sen en iyisi
bir kötü anını anlat bize..." Ihtiyar baslamış anlatmaya...
"Bir gün ben
kayboldum..."

 

 

KRUSCEF KÜBA’DA

 Amerika ile Sovyetler arasındaki meşhur
füzeler ve Küba bunalımının en dehşet günleri.. Kruscef, Küba’ya gelecekmiş..
Kübalılar toplanmış, bir hoşluk yapacaklar.. Ülkenin en iyi ressamına
başvurmuşlar.. "Bir tablo yap.. Adi, 'Kruscef Küba’da' olsun" diye.. Ressam
"Hadi oradan" demiş.. "Ben adamı görmedim bile.. Adam hayatında Küba’ya gelmedi.
Şimdi ben nasıl "Kruscef Küba’da" diye atmasyondan resim
yaparım?.."
Tesadüf bu ya.. Bizim Temel, puro almaya Havana'ya gelmiş o
sırada.. Sıkıntıyı duymuş.. "Ben size istediğiniz tabloyu yaparım. Bana bir
sandık puro verirseniz" demiş.. Vermişler.. Temel bir hafta sonra, Kübalıları
çağırmış.. "İste tablonuz" demiş.. Tuvalin üzerini örten bezi hızla aşağı
çekivermiş.. Kübalılar da donuvermişler.. Tabloda, yatakta iki kişi, al takke
ver külah..
"Bu ne" diye gürlemiş, Turizm Bakanı.. "Bu ne?.. Bu kadın
kim?.."
"Kruscef'in karısı" demiş, Temel..
"Peki bu üstündeki adam kim?"
"Kruscef'in uşağı..."
"Peki Kruscef nerde ulan!.."
"Kruscef Küba’da"
demiş Temel!..

 

 

WILSON ÇİVİLERİ

Wilson adında birinin çivi fabrikası vardır
ve reklama ihtiyacı vardır. Pazarlamacı bir arkadaşı ile konuşurken arkadaşı
"Wilson Çivileri" diye bir reklam ayarlayabileceğini ifade eder. "Bana bir hafta
ver" der arkadaşı, "sana bir kasetle döneceğim"
Bir hafta sonra
pazarlama uzmanı, wilsonu görmeye gelir. Kaseti videoya koyar ve çalıştırır.
Romalı bir asker İsa’yı Çarmıha çivilemekle meşgul, Yüzünü kameraya çevirir ve
"Wilson çivileri kullanın, onlar her şeyi taşırlar" der. Wilson çılgına döner ve
bağırır "Senin problemin ne? Bunu asla TVde göstermezler, Sana ikinci bir şans
veriyorum, ama kesinlikle Romalıların İsa’yı çarmıha germesi gibi şeyler
istemiyorum"
İkinci hafta pazarlamacı elinde başka bir kasetle gelir,
Yine kaseti videoya koyar ve çalıştırır. Bu sefer kamera Romanın dışından
merkeze doğru yakınlaşır ve çarmıha asılı İsa’nın önünde durur. Romalı bir asker
yukarı bakar ve 'Wilson çivileri, her şeyi taşır'. Wilson kendini tutar bu
sefer. "Sen beni anlamıyorsun, Çarmıhta bir Isa istemiyorum. Sana son şans
veriyorum bir hafta içinde yayınlanabilecek bir reklamla gelmeni istiyorum"
 

Bir hafta daha geçer. Wilson sabırsızca beklemektedir. Pazarlama uzmanı
yeni kasetiyle gelir. Saçları uzamış, çıplak bir adam nefes nefese koşmaktadır.
Bir düzine Romalı askerde peşinden kovalamaktadır. Tepenin başına gelirler ve
askerlerden biri kameralardan birine dönerek: 'Keşke Wilson çivileri
kullansaydık!'.

 

 

BOŞVER BENİMKİNİ

2 adam Akmerkez de karılarını kaybetmiş
hararetle arıyorlarmış.Ortada koşuşturup dururken birbirlerine çarpmışlar. Ne
oluyor birader demeye kalmamış, birisi: Kardeş kusura bakma karımı kaybettim de
onu arıyorum demiş. Diğeri sende kusura bakma ama bende karımı arıyorum demiş.
 

Adamlardan birinin aklına bir fikir gelmiş ve demiş ki: Arkadaşım madem
ikimizde karılarımızı arıyoruz, karılarımızın tipini birbirimize tarif edelim ve
ayrı ayrı yerlerde aramaya başlayalım. Eğer rastlarsak saat 4'te Mc Donalds 'in
önüne gitmesini söyleriz demiş. Diğeri tamam demiş ve başlamış karısını tarif
etmeye:
- Benim karım sarışın, mavi gözlü, 25 yaşında, 1.75 boyunda,60 kg,
topuklu beyaz ayakkabı ve kırmızı mini etekli tek parça elbise giyiyor demiş. Ve
diğer adama "senin karın nasıl biri?" diye sormuş. Diğer adam :
- Boşver
benimkini seninkini arayalım...

 

 

DİYAFON

Diskoda bir güzel eğlendikten sonra
delikanli sevgilisini evine götürmüs. Kapıda tam ayrılacakları vakit oğlan bir
elini duvara dayayarak kızcağızı kapı ile kendi arasına sıkıstırmış...
- Bir
kere öpücem!... - Olmaz, komşular görür...
Derken tartışma uzamış. O sırada
kapı açılmış, küçük kızkardeş gözlerini oğuşturarak kapıda belirmiş. Ablasına
dönüp:
- Babam diyor ki, demiş, öptürecekse öptürsün yoksa ben aşaği inip o
herifi öyle bir öperim ki bir daha unutamaz... Hem söyle şuna abla, elini
diafonun düğmesinden çeksin...

 

 

ESTETİK AMELİYAT

Bir karı-koca çok kötü bir kaza
geçirirler.. Kadının yüzü tamamen yanar, plastik cerrahlar kadının yüzünü eski
haline getirebilmek için deriye gerek olduğunu ama kadından deri
alamayacaklarını söyleyince kocası deri vermeye gönüllü olur. Fakat kocasından
alınacak deri popo bölgesinden alınacaktır..adam bu bilginin karısına
söylenmemesini ister çünkü moralinin bozulacağından çekinmektedir.
Ameliyat
tamamlandıktan sonra kadın eskisinden de güzel görünür. Her gören bu muhteşem
güzellik karşısında hayrete düşmektedir.bir gün kadın kocası ile başbaşa
kaldığında “hayatım çok teşekkür ederim. benim bu halim senin sayende. sana
nasıl teşekkür etsem? “ deyince kocası cevap verir:
“Teşekküre gerek yok
hayatım. annen seni her öptüğünde ben gerekli mutluluğu duymaktayım zaten”.....

 

 

MATEMATİK

Küçük John okuldan eve gelir ve üzgün bir
şekilde, “Matematik dersinden F aldım”der.
Babası hemen sorar, “Neden
?”
“Öğretmen 3x2 kaç eder ?” diye sordu, ben de “6” dedim. Babası hemen
oğlunu tasdikler ve “Fakat bu doğru” der.
Ondan sonra da “öğretmen 2x3 kaç
eder ? diye sordu”. “Has siktir, ne farkı var ki ?”
“Ben de öğretmene
aynısını söyledim”

 

 

KULAKSIZ

Adam, korkunç bir kazada kulaklarının
ikisini birden kaybetmiştir. Bu alışılmadık durum onu oldukça hassas ve alıngan
bir kişi yapmıştır. Kaza sonucu sigorta şirketinden aldığı rekor tazminat,
acısını oldukça hafifletmiş ve ona her zaman hayalini kurduğu işini kurma
olanağı vermiştir.
Gider ve gelişen, küçük bir bilgisayar şirketini satın
alır. Ancak hiç yöneticilik deneyimi olmadığını görür ve birilerini ise almaya
karar verir. Üç tane aday seçer ve her biriyle tek tek görüşür. İlk aday oldukça
iyidir ve adam onu sevmeye baslar. Derken adaya sorar,

“ Bende
alışılmadık bir şey görüyor musun “ Adam yanıtlar,
“Eğer onu
kastediyorsanız, kulaklarınız yok. “ Adam üzülmüştür, derhal > adayı odadan
kovar.
İkinci aday, birinciden de iyidir. Konuşmanın > devamında adam
ayni soruyu ona da sorar,
“ Bende alışılmadık bir durum > görüyor musun “
Aday, “Evet” der, “Kulaklarınız yok! “. Adam üzgün ve kızgın, onu da dışarı
atar. Derken sıra üçüncü adaya gelir.
Üçüncü, tümünden de iyidir. Tüm
sorulara mükemmel yanıtlar verir. Adam heyecanla sorar, “ Bende, alışılmadık bir
durum görüyor musun “ aday, “

Evet, kontakt lens kullanıyorsunuz. “ der.
Adam iyice heyecanlanmıştır, “Çok iyi! bu senin zeki biri olduğunu gösterir,
nasıl anladın “. “ Basit “ der aday, “ Kulakların yoksa gözlük takamazsın! “

 

 

PADİŞAH İLE TEMEL

 Padişah birgün bir ferman yayınlayarak o
haftaki cuma namazında orada yaşayan herkesin bulunmasını zorunlu kılmış. Dört
bir yana haber salınmış ve cuma vakti gelmis.Bizim Temel dışında bütün ahali
cumaya katılmış.
Ertesi gün padişah sadrazamı yanına çağırıp sormuş:

Dünkü cumaya ahaliden katılmayan var mı ?
Evet efendim, bir kişi
katılmadı. Temel.
Tiz getirin o deyyusu karşıma
Temel’i bulup yakapaca
padişahın huzuruna çıkarmışlar.Padisah, Temel ve Sadrazam kaldığında Padişah
sormuş, Söyle bakalım neden gelmedin dünkü cuma namazına ?
Çok önemli bir
isim vardı padişahım
Himmm demek önemli bir işin vardı. Öyleyse sana ölmeden
önce üç dilek dileme hakkı tanıyorum. Söyle bakalım ilk dileğini.
Yok
padisahim ben en iyisi dilek dilemeyeyim siz beni öldürün.
Dile lan deyyus
çabuk adamı cileden çıkartma.
Peki. Eeee şey padisahim. Ben sadrazamın
karısına hastayım, madem ö yle ölmeden önce bir yatsam onunla. Tabi bunu duyan
sadrazam olaya şiddetle karşı çıkmasına rağmen, padişahın “Bosver takma kafana
nasıl olsa ölecek” gibi sözlerinden sonra istemeye istemeye razi olmus.

Ardindan sıra ikinci dileğe geldiğinde Temel de yine aynı naz ve Padisahın
azarlaması. Sonunda Temel ikinci dileğini söylemis -
Eeee sey padisahim ben
sizin karınıza da hastayım, ölmeden önce onla da...
Ne diyorsun lan sen
(falan padisah köpürmüş) Tabii bu kez de sadrazam telkinde bulunmus ve Temel
Padisahin karısıyla da... veee sıra gelmiş ücüncü dileğe;
Söyle bakalım su
üçüncü dileğini de bitirelim artık su işi.
Yok padişahım söylemeyeyim, ilk
ikisini söyledim ama bunu nasıl söylerim bilmiyorum.
Ilk ikisinden daha kötü
ne olabilir ki diye düşüunen padisah kızarak söyle bak işkence yaptırırım,
söyletirim Peki efendim, demis Temel ve devam etmiş,
Ben sadrazamla size de
hastayim.
Ardından kısa bir sessizlik ve Sadrazam :
Padisahim ben sanki
Temel’i namazda görür gibi oldum.
Padisah :Hatırlıyor gibiyim.

 

 

TEMEL FOTOGRAFÇIDA

 Temel bir gün fotoğrafını çektirmek
istemiş. Fotografcıya; - Ben fotograf çektirmek istiyorum. Lakin vesikaluk
olmayacak.
Fotografçı;
- Olur efendim. 24 çarpi 32'ye ne dersiniz?

Temel;