 |
 |
 |
| Çay ve Simit |
Diyebilsem |
Günaydın |
 |
 |
 |
| Kalpaklı Süvari |
Mevlana |
Murathan Mungan |
 |
 |
 |
| Musalla Taşı |
Olgunlaşma |
Ötesi Yalan |
 |
 |
 |
| Ustalardan |
Yağmur Kaçağı |
Arkadaş |
Hayat Tersten
Hayat tersten
yaşanmalıydı Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş
şeklidir.Şüphesiz
ki yaşamı tersten yaşamak daha güzel, hatta
mükemmel olurdu.
Nasıl mı ? Camide uyanıyorsunuz. Bir tahta sandık
içerisinde,
herkes karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua ediyor ve
tüm haklar helal
edilmiş vaziyette.
Tabuttan
doğruluyorsunuz, yaşlı,
olgun ve
ağırbaşlı olarak.Torunlar hepsi hazır. Arabanıza kurulup
evinize
gidiyorsunuz.
Doğar doğmaz
devlet size maaş bağlıyor,aylık
veya üç ayda bir
maaşınızı alıyorsunuz. Ne güzel, hazir maaş, hazır
ev.... Altmışlı
yaşlara kadar her şey garanti, huzur
içinde
yaşıyorsunuz. Sağlığınız gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor,
kuvvetleniyorsunuz. Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve ise ilk
başladığınız gün
size hoşgeldin hediyesi olarak bir plaket ve altın
kol saati veriyor
patronunuz.. ve Genel Müdürlük veya bunun gibi
yüksek bir
makamdan tecrübeli bir insan olarak ise başlıyorsunuz.
Herkes karşınızda
elpençe divan... Vücudunuzda da bazı hoşa giden
hareketler de
başlıyor. Gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz. Diğer
hormonal
aktiviteler artıyor, fevkalade..... Aman ne güzel günler
başlıyor...
Derken birgün
patron size artık Üniversiteye gitsen daha
iyi olur diyor.
Bu arada Babanız
ortaya çıkmış, "fazla çalıştın"
diyor "artık eve
dön, işi bırak, okumaya başla, harçlığın benden
olsun..." Keyfe
bakar mısınız? Okuduğunuz dersler gittikçe
kolaylaşıyor.
Ekmek elden, su
gölden bir dönem başlıyor. Partiler,
diskotekler,
kızların sayısı artıyor.
Derken anne ve
babanız sizi götürüp getirmeye başlıyor, araba kullanma derdi de yok
artık....
Günün birinde
sizi okuldan da alıyorlar, "evde otur, keyfine bak,oyuncaklarınla
oyna" diyorlar... Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı
bile temizliyorlar,hatta bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç
tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz.
Derken Anneniz
bir gün size süt verme kararini aliyor ve baska bir keyifli dönem
basliyor.Mama artık her yerde, her an ve en taze şeklinde hazır. Bir
gün karanlık ılık ve sıcak bir ortama giriyorsunuz. Beslenmek için
ağzınızı açmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor, sıcacık,
yumuşacık, gürültü ve patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz.Küçülüyor,
küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.
Ve günün birinde
müthiş bir olayla hayatınız bitiyor....
CAN YÜCEL
Kader Nasılda benziyormuş
Kaderin kaderime
Kendini bulacaksın!
İyi bak gözlerime
İki enkaz yığınıyız iki harebeyiz
BİZ
Feleğin namertliği gidiyor garibime ...
Saltanat Kayığım
Dur ,dur hemen cevap verme
Biraz olsun avunsun yüreğim
Seni baştan aşağı süzerken
Ağzından çıkacak tek kelime
Yıkabilir mi gönlümdeki saltanatını
Yıllardır böyle gelmiş böyle gider
Kazan kaldırmak yakışmaz ki bana
Bırak da sularında yüzsün
Bu görkemli saltanat kayığın
Şöyle bir salınsın sadece
Varsın benim olmasın isterse
Arada bir isyan ederim
Bir gülen bakışına razı olurum
Alırım bahşişimi,susarım yine Gönül Limanı
Belki bir tesadüf belki kader
Seni tanımak, görmek, sesini duymak
Gözlerine bakıp ta hayal kurmak
Gönül limanında yar
Şimdi yüreğime gelip te sorsalar
Hasretine dayanılmıyor deseler
Bilirim zor hasret ama sen varsın
Gönül limanında yar
Belki uzaktasın benden
Arada mesafeler yollar dağlar var
Ama unutma ki seninle yaşanır
Gönül limanında yar
Şimdi seni düşünüyorum gecenin karanlığında
Yüreğim senin varlığını hissettiğinde
Bu dünyada bir tek sen varsın
Gönül limanında yar gönül limanında Hasret Denizi
Şimdi yalnızlığımda yüzüyorum
Sensizliğin derinliklerinde boğuluyorum
Özlemin o kadar büyük ki içimde
Büyüdükçe büyüyor hasret denizi
Sensizlik var diye korkmuyorum
Her yalnızlığa bir kurşun sıkıyorum
Alaca karanlıkta seni arıyorum
Küçülmüyor içimde hasret denizi
Sevdana sığınıyorum her düştüğümde
Senin sıcaklığın var evin her köşesinde
Kokun sinmiş taa yastığımın derinliğine
Sen varsın ya acıtmıyor hasret denizi
Bilmiyorlar yalnızlığım senden ibaret
Anlamıyorlar sen varken mutluluğumu
İstemiyorlar seninle bir yaşam boyu
Önüme koydular bir hasret denizi
Bilmesem sevdiğini korkarım belki
Sonunda atılmak olsa da derinlere
Sığınmışım bir kere senin yüreğine
Korkmuyorum atılmaktan hasret denizine
Çaldıran Kendi
bir hırsız kentine akşam uğramış
yolunu o yöne döndüren kendi
sevinci bırakmış keder aramış
mutlu zamanları öldüren kendi
kimi görse sordu nasihat aldı
bu şehrin içine masumca daldı
gönlünü aldılar gönülsüz kaldı
kimsenin suçu yok aldıran kendi
hayale kapılmış gelmiş bir kere
aramış aramış bulmuş bir kere
kurtlar sofrasına düşmüş bir kere
eli kolu bağlı çıldıran kendi
bir köşe başında tuzak kurdular
soydular üstünde şiir buldular
ve onu çaldılar türkü yaptılar
kime ne söylesin çaldıran kendi
şimdi o hırsızlar eller üstünde
namuslu yaşayan erler nerede
mahzun mahzun gezer uzak illerde
bir lokma ekmeğe yalvaran kendi Rüzgar Değer Gülüşüne Sabahın
Titrek ışıklarında bir şimendiferin
Karanlığı yırtan çığlığında rehindi sözler
Yorgun bakışlarına sığınır gece
Nefer şarkılarına döner sevda
Yatağına sokulu saklı düşlerde
Gece el eder tanyeri olumlarına
Gez göz arpacık üçlemesinde kitli düşünler
Bir bilse neye üşengeç gözler...
Ne zaman yağmur koksa saçların
Sevda nefes takatlarında kalır soluk soluğa
Irar suslarında matemi günün
Alır demini şiir nazar vuruşlarında
Hüzün sağanağına tutkulu umudun
Niyet çekerken iklimlerine vokal
Salınır kanadına mahur bir şarkı
“Çek Hristo çek demeli
Hazan üstü az zemheri”
Ardısıra çağlar figanlar yarına
Rüzgar değer gülüşüne sabahın..
. Hareli Yazlar
Söylüyor da şiirleri
Çoğaltıyor soluğu Akdeniz’in
Bin yıl dinliyorum çocukça
En haram elalarıyla el ele
Hareli bakıyor bakınca
Atıyorlar kimi de bir ülkeden
İncecik iller büyütüyor
Yaralı turnalar telinde
İz biriktiriyor dişlerinde
Ah zehirli memeleriyle
Emziriyor da özışığını
Ölü olarak geçiyor ele
Usulca örtünüyor dikenlerini
Bir hoyrat at oynuyor
Gökçe gül koynunda
Yaz anlatıyor seviniyorum
Hayal olsa da Gamlanma
koyun meler kuzu meler
sular hendeğine dolar
ağlayanlar bir gün güler
gamlanma gönül gamlanma
yiğit yiğide yad olmaz
iyilerde ham süt olmaz
bin kaygı bir borç ödemez
gamlanma gönül gamlanma
yiğit yiğidin yoldaşı
at yiğidin öz gardaşı
sağlıktır her şeyin başı
gamlanma gönül gamlanma
naçar karacoğlan naçar
pençe vurup göğsün açar
kara gündür gelir geçer
gamlanma gönül gamlanma

Reklam Müdürü
:
Mustafa MIZRAK
Tel : 337 36 28
GSM : 0542 237 46
85


|